Bursa-
Bonusları severim. Unutmadan söyleyeyim çok unutkanım. "Yaz günleri beni hatırlamıyor budur bütün hatırladığım." Her şeye rağmen yazı severim. Cevabı 'evet ' ya da 'hayır' olan şeylerin bende karşılığı tektir; 'bilmiyorum'.
Kararsızım, benden karar vermemi beklemeyin. Yaşadıklarımı insanlara anlatmaktan çok yazmayı tercih ederim. Burada yazılanların gerçek olay, kişi veya kurumlarla çoğu zaman alakası yoktur.

 

Gece saçlıydı, teni yıldızlara özenirdi:

yapraktest:

“Benim aşkım gittikçe daha tutkulu, daha bencil oluyor, onun aşkı ise gittikçe sönüyor, sönüyor ve işte bu yüzden birbirimizden uzaklaşıyoruz. Bunun bir çaresi de yok.  benim her şeyim yalnız onda toplanıyor, ve ben onun gittikçe daha çok kendisini bana vermesini istiyorum. O ise gittikçe benden daha çok uzaklaşmak istiyor. Birleşmemizden önce gerçekten de birbirimize doğru koşuyorduk, oysa şimdi, karşı konulmaz bir güçle birbirimizden uzaklaşıyoruz; bunu değiştirmek de elde değil.”

Anna Karenina

Played 12 times
[Flash 9 is required to listen to audio.]

betulaceaee:

“Bu sefer” ile başlayan cümleler ne çok kırıyor insanı.

Bu sefer;
…beni kimsenin üzmesine izin vermeyeceğim.
…kim gelirse gelsin onun yerini dolduramayacak.
…böyle olmayacak.
…şunları şunları yapmayacağım.
…aşık olmayacağım.
ve daha niceleri…

Evet! Her biri apaçık yalan. Geçmişimi gözüm kapalı silebildim ve senden önce bir başkasına ’seni seviyorum’ dediğim için utandım. Takvimimi senden önce ve senden sonra olmak üzere değiştirdim, en başta da ben değiştim. Benim için mevsimler değişti, kışım bahar oldu, mutluluğum ‘sen’.. Seni kana kana seviyorum işte. Doyamıyorum. Aşık oldum belki de. Ve hiç bir şekilde engeli yok bunun. Sen hayatımda olsan da olmasan da ben seni seviyorum.. Ve beni tek bir sözünle mutlu edebildiğin gibi tek bir sözünle yerle birde edebiliyorsun. Bu hallerini de seviyorum ben senin. Üzdüğünde yine gönlümü alanın sen olmasını seviyorum. Bu hayatta yeniden seninle mutlu olmayı, en önemlisi de pembe yalanlardan uzak ‘gerçekten mutlu’ olabilmeyi seviyorum. Yalanların üzerine kurulan hayallerim olmadı seninle. Fazlasıyla gerçekçi. Bu yüzden üzülüyorum işte. Gerçekler can yakıyor. Ve senin hep bir adım uzağımda olman canımı çok acıtıyor…

Sonlara doğru..

betulaceaee:

Tüm balık hafızama rağmen unutmak istemediğim tek şeysin heralde. Tanıştığımız günden beri düşünürüm özel kılan ne seni bu kadar? Nedir bu kadar özden sevilmenin nedeni..

*İnsan aşık olunca hayatını bile değiştirmeyi göze alabiliyor. Değişmemek için dirensende hayat bunu çaktırmadan yapabilme konusunda çok başarılı. Onu bir-iki dakika daha fazla görebilmek için kendinden, sorumluluklarından çalıyor insan. (Hele de vakitleri kısıtlıysa..) Bazen eksik yaşıyor hayatını, onunla tamamlamaya çalışmasıda cabası. Bunların farkında olmak istemediğiniz sürece mutlusunuzdur. Mutluluğunuza rağmen bir gün geliyor belki de en güzel yerinde veda etmeniz gerekiyor ‘en sevdiğinize..’

Ona ‘hoşçakal’ derken canınız acıyor, kalbinizde tuhaf bir yanma, içinizde bir boşluk varoluyor. Ama yine de onu iyi hatırlamak için, gözleriniz hafızanıza onun en güzel karesini kazıyor. Bu gülümsemesi veya gözlerinizin içine bakması kadar eşsiz bir andır..

İstemsizce nefes alışlarınızın hızlandığını farkediyorsunuz. Kokusunu son bir kez ve son bir kez daha almak için. Kokusunu aldığınız o “son an” sizi öldürebilir. O kokuyu öyle bir hapsedersiniz ki içinize, sanki nefes almadan yaşayabilirmişiz gibi..

Ve artık gitme vakti gelir. Son bir kez onu bıraktığınız yere dönüp bakarsınız ve gidersiniz…


Gelmeye fırsatın yok biliyorum..Peki ya ben..Ben var mıyım?Ya da hakkımda bildiklerini sırala?Gelmiyor mu hiç bir şey aklına?Anladım…Konuşan gözler meselesi,Belkide konuşuyordur gözlerin, ama ben gözce bilmiyorum ki;Sessizce biliyorum,Usulca biliyorum,Masumca biliyorum..Yapabildiğini bildiğin tek bir şey var, ama nolur bu sefer ağlatma yüklemi..Peki ya sen?Sen var mıydın?Hakkımda bilmediklerine ağlarken..Yoktun..Gözlerinin konuştuklarını neden anlamıyorum merak ediyormusun?çünkü;
Onlar da yoklar.. 
Oysa; ben senin gözlerinsiz edemem, bilirsin… 
Cemal Süreya/Kimsecikler

Gelmeye fırsatın yok biliyorum..
Peki ya ben..
Ben var mıyım?
Ya da hakkımda bildiklerini sırala?
Gelmiyor mu hiç bir şey aklına?
Anladım…
Konuşan gözler meselesi,
Belkide konuşuyordur gözlerin, ama ben gözce bilmiyorum ki;
Sessizce biliyorum,
Usulca biliyorum,
Masumca biliyorum..
Yapabildiğini bildiğin tek bir şey var, ama nolur bu sefer ağlatma yüklemi..
Peki ya sen?
Sen var mıydın?
Hakkımda bilmediklerine ağlarken..
Yoktun..
Gözlerinin konuştuklarını neden anlamıyorum merak ediyormusun?
çünkü;

Onlar da yoklar.. 
Oysa; ben senin gözlerinsiz edemem, bilirsin… 


Cemal Süreya/Kimsecikler

(Source: minimaldus)

Played 10 times
[Flash 9 is required to listen to audio.]

The White Stripes coverı olan bu parçanında değişik bir hikayesi var. Kadın, kocasının aşık olduğu kadına yazıyor. Değişik bir aşk, özveri, bağlılık ve değişik bir his doğrusu. Anlamak güç..

Sözleri de şöyle;

 Jolene, Jolene, Jolene, Jolene.
 Sana yalvarıyorum lütfen erkeğimi alma

 Jolene, Jolene, Jolene, Jolene.

 Lütfen yapabilecek de olsan onu alma

 Güzelliğin kıyasın ötesinde

 kestane rengi saçlarının yakan bukleleriyle
 Fildişi tenin ve zümrüt yeşili gözlerinle

 Gülümsemen baharın nefesi gibi

 Ve sesin yaz yağmuru gibi yumuşak

 Ve seninle yarışamam Jolene.

 Ve o uykusunda senin hakkında konuşuyor

 ve yapabileceğim hiçbir şey yok

 ağlamaktan başka, o senin adını sayıkladığında,
 Jolene
, Jolene, Jolene, Jolene, Jolene.
 Sana yalvarıyorum lütfen erkeğimi alma

 Jolene, Jolene, Jolene, Jolene.

 Lütfen yapabilecek de olsan onu alma

 Kolayca anlayabilirim
erkeğimi nasıl kolayca alabileceğini
 Ama onun bana ne ifade ettiğini bilmiyorsun Jolene.

 Sen istediğin erkeği seçebilirsin

 Ama ben bir daha aşık olamam

 O benim için tek, Jolene.

 Ve seninle bu konuşmayı yapmak zorundaydım

 Mutluluğum sana bağlı

 ve ne yapmaya karar vereceğine

….

İster istemez bu şarkı çalıyor bir yerlerde, engelleyemiyorum..

İster istemez bu şarkı çalıyor bir yerlerde, engelleyemiyorum..

Played 15 times
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Dünyanın bütün dillerinde aynıdır susmak. Siz ki onun için, kendinizi bile kendi yanınızdan kovacak kadar vazgeçmişseniz kendinizden; o gelmediğinde de kendinizi bulamazsınız kendinizde. Sanırım aşka teslim olmak böyle bir şey, gidenin ardından susmak da.. Suskunluğunuz büyüdükçe, yazacaklarınız çoğalır. Ya şair olursunuz ya deli. Ki ikisi de aynı kapıya çıkıyor zaten. Evet , gelir gibi yaparak gitmişti sonunda. Olduğunu sandığım bir aşka dönüp bakarken, içimde yoktan başka hiçbir şey kalmadığını görüyordum. Bunca beklentinin içinde biriktirdiklerinizi patlatacak olsanız, etrafınıza acıdan başka hiçbir şey sıçramaz. Ne kendinizi ne de etrafınızı acıtmamak için bekler durursunuz… Patlamaya hazır bir bomba gibi… Yarım kalmış her şeyin muhasebesini yaparsınız içinizde, tıpkı benim gibi. Gelmeden giderken, yanınıza yörenize bıraktığı en can yakıcı sözlerle kardeş olmayı öğrenirsiniz. Bunca yazarken bile hala neyi anlatamadığınızı düşünür “Ya ben konuşamadım, ya sen sağırdın” dersiniz… Elbet, bugünlerde geçecekti. Sıyırıp geçen kurşunlar gibi. Öyle de oldu. Ben başka bir hayatın içinde onun yollarını adımlayarak, başka kollarda onsuz; o bensiz bir hayatın içinde başkalarıyla sessiz var oldu. Yazdığım her şiirin öznesi olarak kaldı bende. Şimdi ne yazsam ne desem, üstüne kar yağacak biliyorum… Yazdığım her şeyi okuduğunu da biliyorum.

Bu dahil.

Sitemim tüm geri kalmışlıklara.















Gün be gün yaşadığım olaylar beni bu şehirden daha çok uzaklaştırıyor.İnsanları, tavırları, havası bile artık fazla batıyor bana.En basitinden etek giyemez, hava kararınca dışarı çıkamaz olduk bu şehirde!Yalnız dışarı çıkmak ne mümkün?!Hava karardıysa bi de, mecburen oturacaksın evinde.Kazara dışarı çıkarken etek/şort ya da hafif kısa mi giydin?İnsanları duymuyormuş gibi davranacaksın o halde.Bacak görmemiş gibi davranan zihniyetler senin sinirini bozacaktır yoksa.Kadınlığı sadece seks objesi olarak gören bu zihniyet kendi ihtiyaçlarını giderme peşinde.İnsanız biz be! Ona göre davransanıza.Benciller. Duygusuz ve aptallar da aynı zamanda.Sen anca evinde oturup çocuk yap, çocuk doğur, çocuk büyüt.Fabrikasın ya sen?!
Yok öyle bi dünya beyler; biz anlaşamayacağız sizinle. 


        Ya bu şehrin zihniyeti değişecek, ya ben bu diyardan gideceğim…

 * * * * * * * * * * * *  





“Kadın cinsel bir obje değildir.Kadın kapitalizme meta değildir.Kadın seks kölesi değildir.Kadın üreme makinesi değildir.Kadın kimsenin namusu değildir!”

Sitemim tüm geri kalmışlıklara.


Gün be gün yaşadığım olaylar beni bu şehirden daha çok uzaklaştırıyor.
İnsanları, tavırları, havası bile artık fazla batıyor bana.
En basitinden etek giyemez, hava kararınca dışarı çıkamaz olduk bu şehirde!
Yalnız dışarı çıkmak ne mümkün?!
Hava karardıysa bi de, mecburen oturacaksın evinde.
Kazara dışarı çıkarken etek/şort ya da hafif kısa mi giydin?
İnsanları duymuyormuş gibi davranacaksın o halde.
Bacak görmemiş gibi davranan zihniyetler senin sinirini bozacaktır yoksa.
Kadınlığı sadece seks objesi olarak gören bu zihniyet kendi ihtiyaçlarını giderme peşinde.
İnsanız biz be! Ona göre davransanıza.
Benciller. Duygusuz ve aptallar da aynı zamanda.
Sen anca evinde oturup çocuk yap, çocuk doğur, çocuk büyüt.
Fabrikasın ya sen?!

Yok öyle bi dünya beyler; biz anlaşamayacağız sizinle.

        Ya bu şehrin zihniyeti değişecek, ya ben bu diyardan gideceğim

 * * * * * * * * * * * * 

“Kadın cinsel bir obje değildir.
Kadın kapitalizme meta değildir.
Kadın seks kölesi değildir.
Kadın üreme makinesi değildir.
Kadın kimsenin namusu değildir!”

[Flash 10 is required to watch video]

betulaceaee:

Böyle bir şey koyarak herhangi bir insanı ifşa etmek istemezdim, yaptığım şey hiç hoş olmayacak lakin hakikaten komik ya. Telefon konuşmasını da duymanızı isterdim doğrusu. Kendisi Bursa’nın tavşanıymış. Hatta “Bursa’nın Playboyu” olarak aratınca kendisinin çıkacağını söyledi. Zaten şapka ve kemere dikkat.

Bu insanlar nereye gidiyor, bazen hiç bilemiyorum…

 facebook linkini de buldum, kendini reklam etmesi sağolsun.(http://www.facebook.com/#!/bursali.pileyboy)

-Not: Video azıcık yandan oldu ama olsun.

Played 5 times
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Sevgili günlük,

Bugün onsuz biten bilmem kaçıncı gece ve ben yine onu özledim. Onun sevmediği şeyi yaptım yine alkol aldım vücudumun kaldırabileceğinden fazla. Pişman değilim aslında. Son sözü olan “kendine iyi bak” demesine pek aldırış etmedim bu sefer.

Yazacak bir şeyim kalmadı son birkaç aydır. Aklım sadece onda. Biraz da yok oluşunda..

Sence beni unutmuş mudur? Varlığımı?

Senden başka bir şeye içimi dökemiyorum sevgili günlük. Benim en iyi sırdaşım oldun son zamanlarda. Sen onu yazdıkça güzelsin…

Bugün kulağımda müzikle tüm dünyayla iletişimimi kesmiş bir halde yürürken kaşlarımı çattığımı fark ettim. Bir yere yetişecek değildim ama acelem varmışçasına yürüyordum. Mutlu değildim belli ki.

Ben yine her şarkıda olduğu gibi onu düşünürken kokusu geldi burnuma. Buralarda olmalıydı. Bu koku onundu. Etrafıma bakındım Kokusu o kadar tazeydi ki, yakınımda olduğuna emindim. Çok uzaklaşmış olamazdı yürüdüğüm bu sokakta.

Onu görmeliydim, çünkü aylar geçmişti. Ancak yürüdüğüm sokak ikiye ayrılıyordu. Ya sağa dönmüştü ya sola. Kokusu beni sola götürüyordu, kalbim ise sağda diyordu. Görmek için son şansım olabilirdi, iyi değerlendirmeliydim. Her şeyi bırakıp en çok kullandığı yolun orda mı beklesem derken soldaki yola girdim. Kokusu keskinleşiyordu. Bir kapıda son buldu koku. Pencereleri tahtadan olan iki katlı bir evin önünde buldum kendimi. Perdeleri hafif aralıktı, usulca baktım içeriye. Oradaydı günlük, bir başka kadınla. Özlem giderircesine karışıyordu hem de ona. Onun her bir hücresini öpüyordu. Daha önce görmediğim bir kadındı. Belli ki benden sonra sevmişti.

Ama sevmişti günlük, böyle bir ihtimal de var.

Belinden kavrayışı ve kendine çekişi tıpkı ‘biz’ gibiydi günlük, incindim…

Biraz daha izledim onları. O kadın tam istediği gibiydi. Güzel vücutlu, lezzetli yemekler yapan ve çok şık giyinen. Benden kat kat güzeldi anlayacağın. Saçları da altın sarısıydı, parlıyordu…

Bu kadın için mi terk edilmiştim ben? Öyleyse bile, haklıydı. O, tam da onun hayalindeki kadındı. Ben eksiktim, tamamlanamaz boşluklarım vardı ona göre..

Peki ya kalbi? Kalbi de çok sever miydi? Benim sevgimden eşsiz olabilir miydi sevgisi? Karşılıksız? Dokunabilir miydi aşkla? Karışabilir miydi tam anlamıyla ruhuna?

Günlük, peki ya sever miydi altın saçlı kızı canını ortaya koyarcasına? Tüm dünyayı önüne alırcasına?

En acısı da ‘bizi’ unuturcasına sever miydi?…

Sevebilir miydi sence kırılan kalbiyle bu zamanlarında?

Neden olmasın ki günlük, anlam vermeyi beklememek gerek. Onu seviyor apaçık.

Tutkusu belli öpüşündeki.

Mutlu olmasın ama günlük, bensiz mutlu olamasın…